Dergiler Öykü

DURMUŞ BİR ZAMAN

By on 23 Haziran 2018

Deniz bugün ne kadar durgun, ölü gibi. Böyle havalar bütün kalkışmalara hazır.

Sustu.

Gülümsedi.

Gülümseyince, kırışıklıklarına sinen hayat daha da belirginleşti, en fazla o kadardı, dişlerinden sıyrılan tebessüm kırıntısı.

Derisi, kulakları, gözleri sarkmış köpek, kıpırdamadan ufka bakıyordu yanında. Kendine seslenildiğini anlayınca başını çevirip adamın gözlerine baktı.

Hadi bakalım, vira bismillah, dedi adam, sesi hesapladığından gür çıkmıştı.

Barakanın dış duvarındaki kocaman çiviye asılı, sırı dökülmüş küçük aynada, yüzünü sağa sola yamultup gözlerini kâh kısıp kâh sonuna kadar açarak şekilden şekle sokan misafir, Hele bak şu yüzüme, mayası gelmiş hamur, deyip tombul yanaklarını çekiştirdi. Yüzünü ekşiterek, Köpek işemez vallama, peh. Kim der otuz yedi diye, nerden baksan en az elli be, elli.

Bir süre sustu. Tepki gelmeyince masaya yanaştı, tabakaya uzanıp içinden bir Bafra aldı. Dudaklarında evirdi çevirdi, ucunu ıslattı, ıslattığı yeri ısırıp tükürdü. Avuçlarının arasına korumaya alıp yaktı. Bunu tek seferde becerebildiği için gururlandı. Kibrit çöpünü işaret ve başparmağı arasına kıstırıp fırlattı. Parmağına özenen lekeyi pantolonuna sildi. Rakı doldurduğu çay bardağını aldı, uçuruma doğru yürüdü. İrkildi bir an, geri çekildi.

Koca koca kayalar mesafelerce iniyor, yine de dalgaların sesi geliyordu. Yerden avucu büyüklüğündeki parçayı alıp aşağı attı. Çarpa çarpa inen taşın denize düşüşünü bekledi, ses duymadı. Beresinden kurtulan saçları görüşünü daraltıyordu. Kulaklarının arkasına sıkıştırdı. Parmaklarını gözlerine siper edip özellikle bir şey arıyormuşçasına dikkatlice denize baktı.

Kıstığı gözlerini açmadan, Misal sen, diye bağırdı, sen de aynısın. Bizi gören karılar, bırak evlenmeyi, topukları kıçlarına vura vura kaçar namussuzum.

Birden, elini neredeyse sağlam diş kalmayan ağzına götürdü, Hay anasını avradını, dedi. Ortada bıraktığı yarım küfrüyle ne yapacağını bilemedi. Telaşla beleren gözlerini adamın kendisine dönük sırtına çevirdi. Adam, dirsekleri dizlerinde, oturduğu taburede öne eğilmiş, yumuşak ağaç parçasına çakıyla şekil vermeye çalışıyordu. Konuşulana kayıtsız, elindeki işine yoğunlaşmış görünüyordu.

(Not: Devamı Öykü Gazetesi / 2018 / Haziran 21. Sayıda)

TAGS
RELATED POSTS