İletişim

DERYA DERYA YILMAZ

Yazar, Ressam, Öğretmen / Writer, Painting, Teacher

TÜRKİYE/ANTALYA

Mail: derya@deryayilmaz.com.tr

 

(c) Derya Derya YILMAZ - 2020 Tüm hakları saklıdır.

Tüm dünya kadınları olarak bir önceki yıla göre daha çok öldürüldüğümüz, işkence gördüğümüz, dayak yediğimiz, hakarete uğradığımız, emeğimizin misliyle sömürüldüğü bir Dünya Emekçi Kadınlar Günü daha geldi çattı. Hediyeler, çiçekler ve kutlamamalar havada uçuşuyor, iyi, güzel. Peki sizce de kadınların bundan daha fazlasına, eğitilmiş erkeklere, süratle değişmesi gereken yasalara, zihniyetlere ihtiyacı yok mu?

8 Mart bir kutlama mı?

Günle ilgili pek çok yerde karşılaştığım ‘kutlama’ sözcüğüne çok takılıyorum. “Anma, Dayanışma ve Mücadele Günü” daha uygun değil mi sizce de? Yine 8 Mart’ın bazı ülkelerde resmî tatil günü, bazı ülkelerde protesto ve mücadele günü, bazılarında sadece kadınlığın kutlanışı, bazılarındaysa hepten görmezden gelinişi de takıldığım diğer noktalar. Sizce de dünyanın her yerinde kadınlara uygulanan sömürü ve baskıya karşı mücadeleyi yükseltme amacı taşıması gerekmiyor mu?

Neden 8 Mart tarihi, hikayesi nedir?

Bilmeyenler için günün hikayesine bir bakalım.

Wikipedia’ya göre, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne kaynaklık eden olaylar birden fazla. Bunlardan biri, Rusya’da çarlığın yıkılmasına yol açan 1917 Şubat Devrimi için 8 Mart günü yapılan kadın yürüyüşü ve grevi; Bir diğeri 8 Mart 1908’de New York’ta çoğu sosyalist kadın işçilerin öncülüğünde sendikal haklar ve kadınlara oy hakkı talepleriyle düzenlenen miting; Başka biri, 8 Mart 1857’de yine New York’ta bir tekstil fabrikasında grevci işçilere polisin saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında, kurulan barikatlar nedeniyle işçilerin kaçamamaları sonucunda 120 kadının ölmesi; Bir diğeri, bu olayla paralellik gösteren ancak gerek Dünya Kadınlar Gününün ilk kararlaştırıldığı 1910’dan gerekse ilk uluslararası kutlamaların düzenlendiği 19 Mart 1911’den sonra hiç bahsi geçmeyip çok sonraları ileri sürülen, 25 Mart 1911’de New York’ta gerçekleşmiş, Triangle Gömlek Fabrikası yangını.

Birleşmiş Milletlerin resmî web sitesinin, ilgili sayfasında konuya kaynaklık eden olaysa, Rusya’da Çarlığa son veren 1917 Şubat Devrimi’nin Gregoryen takvime göre kadınların 8 Mart günü düzenlediği protesto eylemleri ve grev. Mutabakatın olmaması ilginç değil mi?

Sosyalist kadınlar ve emperyalizm

1910 yılında Clara Zetkin ve Rosa Luxemburg, ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın, Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını öneren isimler. O yıllarda neredeyse hiçbir yerde kadınlar seçme ve seçilme hakkına sahip değil. Bu sebeple, pek çok ülkede eş zamanlı olarak kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi için bir mücadele günü olarak düzenlenmesi karara bağlanıyor. Seçme ve seçilme hakkı, kadın/erkek eşitliğinin sağlanması ve bir anlamda emperyalizme karşı mücadele verilmesi de demek değil mi?

Tabii bu hemen öyle kolayca benimsenip yaygınlaşamıyor her yerde. Belki dünya kadınları olarak çoğumuz seçme ve seçilme hakkını aldık, ama bugün bile, belirlenen, istenen, umut edilen amaç ve doğrultunun çok uzağında olduğumuza göre, daha yürüyecek çok uzun yolumuz var demek.

Ülkemizde Kadınlar Günü

Gelelim bize. Kadın hakları ve konuyla ilgili istatistiklerde dünya ülkeleri sıralamasında olumsuz anlamda ilklerdeyiz, bu malum. Tarihsel olarak ise kıyıcı ve yıkıcı 1980 darbesi döneminde, cunta yönetimi yüzünden etkinlikler dört yıl gerçekleştirilmediyse de bu hareket ilk olarak 1921’de başlıyor ve günümüze kadar, bir işe yaramasa da, kapalı mekanlardan meydanlara, alanlara taşarak yayılıyor.

Yasalar değişmeli, cezalar artırılmalı

Yazık ki kadına karşı şiddet ve zulüm dünyada en yaygın, ancak en az cezalandırılan vahim bir durum. Üstelik bu kırım ve kıyım daha çocuklukta başlıyor. Kız çocukları küresel olarak hemen her yerde erkek kardeşleriyle eşit derecede eğitim, sağlık, çalışma ve kendi hayatıyla ilgili karar verebilme gibi, dahası yaşam hakkı gibi en temel hakları kullanamıyor, kullandırılmıyor. Hastalık, trafik kazası ve savaşlardan çok daha fazla erkek şiddetinden sakatlanıyor ya da hayatını kaybediyor. Ne acı ki dünyada en az üç kadından biri cinsel ilişkiye zorlanıyor, bir kısmı sünnet ediliyor ya da daha başka suistimale uğruyor.

Hepimiz biliyoruz, bunları yapanların çok büyük çoğunluğu içerden bir erkek ya da kadının tanıdığı başka bir erkek. Böylece aile içi şiddet bu hak ihlallerinin bölge, kültür, etnik köken, eğitim, sınıf, din dinlemeden kadınlara karşı mütemadiyen uygulanan, en yaygın şekline dönüşüyor.

Evde, sokakta, işte…

İşin özü kadına evde, sokakta, işte hak ettiği yer, değer ve önem ile insanca yaşam hakkı verilmiyor maalesef. Kadın dostu ve koruyucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk daha 1924 yılında meclise on yedi kadın yerleştirmiş. Peki ya şimdi, 2021 yılında mecliste kaç kadın var ve ne derece haklarımız dillendirilip savunuluyor?

Kadınlar bu toplumun diğer yarısı

Kadınlar, daha uygar ve tüm uzuvlarıyla sağlıklı bir toplumun en az erkekler kadar, hatta onlardan bile fazla vazgeçilmez bir parçası, çünkü diğer yarısı, çünkü erkeği de yetiştiren. O nedenle kadınlar da dahil herkes, kadının toplumdaki varlığını önemsemeli, saygı duymalı ve kendi yaşamında bunu özümseyip uygulamalı.

Bu bir kutlama değil, olmamalı da

Dediğim gibi bu gün bir kutlama değil. Dünya kadınlarının, cinsiyet ayrımcılığı ve eşitlik mücadelesi kapsamında kadına yönelik şiddet, taciz, tecavüz, ayrımcılık, yıldırma, dışlama ve gözden düşürme gibi bir bezdiriye karşı uluslararası mücadele günü.

Kadınların erkek eziyet ve zulmüne karşı mücadelesi ve talepleri uzun yıllardır devam ediyor, yazık ki etmeye de devam edecek gibi görünüyor. Ancak büyük kazanımların, büyük ve sistemli mücadeleler ve vazgeçmemekten geçtiğini biliyoruz. Ve yine yazık ki sermaye ve onun siyasi temsilcisi olan örgütler, partiler ve hükümetler bir elleriyle verdiklerini öteki elleriyle almanın ustaları olarak, kadınların hak taleplerini karşılamak yerine ötelemeyi, dahası duyarsızlığı hatta ateşi körüklemeyi tercih ediyor.

Ucuz iş gücü kadınlar

Kadınlar muhafazakarlığın, gelenek ve göreneğin cenderesinde, çalışma hayatının ucuz iş gücü ordusu olarak kullanılıyor. Buna da sesimizi yükseltmemiz gerekiyor.

Evet, bu gün bir kutlama değil, olmamalı da.

Bu gün, erkekler tarafından kadınlara uygulanan zorbalığa, haksızlığa ve ayrımcılığa evrensel insan hakları temel alınarak daha yüksek sesle itiraz edilmesi gereken bir gün.

Bu gün kadınların toplumdaki önem, değer ve vazgeçilmezliği ile sosyal, bireysel ve siyasi bilincin geliştirilmesinin, en başta kadınların kendine ve sonrasında erkeklere yüksek sesle anlatılması gerektiği bir gün.

Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlarının Anma, Dayanışma ve Mücadele Günü

Yine Atatürk’ümüzün, “Dünya’da hiçbir milletin kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım diyemez.” sözünü hatırlatmak istiyorum. Ve diyorum ki “Kadın ve erkeğin eşitliği fıtrata aykırıdır” düşüncesinden çok ama çok uzakta yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlarının Anma, Dayanışma ve Mücadele Günü.

 

Yorum Gönder