İletişim

DERYA DERYA YILMAZ

Yazar, Ressam, Öğretmen / Writer, Painting, Teacher

TÜRKİYE/ANTALYA

Mail: derya@deryayilmaz.com.tr

 

(c) Derya Derya YILMAZ - 2020 Tüm hakları saklıdır.

“O vakitler altın çağdı / Mevsimler yoktu yıllar sadece bahardı / Ovalarda süzülen bal dağlardan akan yağdı / Üstünde tanrıçalar tanrılar uçardı ki öfkeleri hardı
Ah Prometheus ah isyankâr titan / Tanrılardan ateşi çalıp bizim için yakan / Irmaklardan altın yerine demirdir artık akan
Açıldı Pandora’nın kutusu / Saçıldı yeryüzüne kötülük savaş ihanet pusu / Başladı Ashab-ı Kehf ve Kıtmir’in uykusu
Göçtü tanrılar tanrıçalar Olympos’tan / Apollon Didyma’dan,  Asclepius Kos’tan / Altın çağdan geride sadece söylenceler kaldı” * (1)

 “Işık Ülkesi”

Ben değildim, umut arayışının büyüsüydü fırçamda renkleri arayan. Ben değildim, umut arayışının büyüsüydü fırçamda Olympos tanrılarının tenlerinde buz beyaza karışan.

İnsankızları-oğulları kendi ayak izlerini sürerken tarihte, gözün görüp elin dokunduğu kanıtlar ararmış. Hiç yitmeyen, ağırlığınca duran, taşımaktan onur duyulan yaratılarsa en kadim sanatlarmış.

Pergamon kralı Attalos’un yurdu Antalya, karnında sakladığı muhteşem mirasla mıh gibi bir coğrafyada yaşıyor tüm heybetliyle. Tanrıçalar, tanrılar, kraliçeler krallar, yani devlerdi bir zamanlar buralarda söz sahibi. Pamfilya’dan Likya’ya uzanan sayısız kültürün koyun koyuna yattığı bu topraklar hemhal olmuş efsunla. İşte tam da bu nedenle sanatçının en asli görevi, üstüne kattıklarıyla devri teslim etmektir böylesi bir serveti.

Zeus gökyüzünden, Poseidon denizden, Hades yeraltından…

Her adımda gök, deniz, dağ, taş, ahşap, demir haykırıyor. Ne diyor?  Beni yaz, beni çiz, beni söyle, beni anlat… Anadolu’nun doğurgan Tanrıçası Kybele gibi üretmeden nasıl durabilir yaratıcı bir el. Nasıl sessiz kalınabilir gök kubbenin altında olan bitene. Letoon’da hâlâ yaşayan Likyalıları, özgürlük aşığı Likyalıları nasıl duymazdan gelebiliriz. Zeus gökyüzünden, Poseidon denizden, Hades yeraltından seslenmez mi.

Renklerimi bu topraklardan aldım. Pamphylia, Pinara, Sidyma, Pydnai, Letoon, Xanthos, Phellos, Apollonia, Aperlai, Theimussa, Simena, Myra, Soura, Limyra, Gagae, Olympos, Phaselis, Idyros…

Pamfilya’dan Likya’ya…

Toprak, ölümsüz olan sadece toprak… Bizler onun üstünden esip geçen yeliz. Onlar sıralarını savdı çoktan. Onlar Olympos ateşini harlandırıp gittiler. Ne mi düşüyor kalanlara? O yalımı dillendirmek için nefesi, kalemi, fırçayı, mızrabı, çekici herkes kendince üfleyecek, yazacak, çizecek, söyleyecek, vuracak.

Haydi, ne duruyorsunuz, Pamphylia’dan “Işık Ülkesi” Likya’ya beraber yürüyelim.

 * (1) N. Güç

“In that times there was golden age / There were no seasons, and years were of sole spring / Over the plains it was honey that flows and oil that leaks from the mountains / Gods and goddesses were flying over them whose angers were flameO Prometheus o rebellious titanium / Who stole the fire from gods and burn it for us / Now flows the iron from the rivers instead of gold 
Pandora’s box is opened / and the evil, war, betrayal, ambush are spread over the earth / Set in the slumber of Seven Sleepers and Kıtmir
Gods and goddesses migrated from Olympos / Apollon from Didyme, Asclepius from Kos / Only legend remained from after the golden age” *(1)

“Land of Light,”

was not me, but the spell of searching for hope that looks for colors on my brush. It was not me, but the spell of searching for hope that blends with the icy white over the skins of Olympos’ gods.

Whilst the sons and daughthers of human kind follow their footsteps in history, they were searching for evidence of hands to touch and eyes to see.
Antalya the land of Attalus the king of Pergamon, lives geography like a nail by his all grandeur with the legacy he hid in his stomach. Goddesses, gods, queens and kings that are giants who had a voice in the past. Over these lands spanning from Pamphylia to Lykia countless cultures lay in each other’s arms and mingle as spell.

Don’t Zeus from the sky, Poseidon from the sea and Hades from the underground…

 Sky, sea, mountain, stone, wooden, iron shouts in every step. What do they say? Write me, draw me, say me, tell me… How a creator hand can stand without creating like Cybele the fertile goddess of Anatolia. How one can stay silent before what’s going on under the blue vault. How can we pretend not to hear those Lycians still live and in love with freedom. Don’t Zeus from the sky, Poseidon from the sea and Hades from the underground call out.
I took my colors from these lands. Pamphylia, Pinara, Sidyma, Pydnai, Letoon, Xanthos, Phellos, Apollonia, Aperlai, Theimussa, Simena, Myra, Soura, Limyra, Gagae, Olympos, Phaselis, Idyros…

Earth, only the earth that is immortal… We are the wind that blows over it and goes by. They have already done their turn. They burned the fire of Olympos and are gone. What is left to be done for those who remain? To put into words that fire, everyone should blow their breath, write with their pen, draw with their brush, play with their reed and hit their hammer in their own style.
Go on, what are you waiting for, let’s walk together from Pamphylia to the “Land of Light,” Lykia.

 * (1) N. Güç

Yorum Gönder